Trabzonspor’daki, Yine Başkan, Yine Teknik Adam Karmaşası mı?

Trabzonspor’daki, Yine Başkan, Yine Teknik Adam Karmaşası mı?

Trabzonspor’daki, Yine Başkan, Yine Teknik Adam Karmaşası mı?

Bir haber bombası ki, sormayın!

Neymiş? O şunu yapmış! Şu bunu demiş! Öteki şöyle yazmış! Başkan demiş ki! Teknik direktör yapmış ki! Maliye bakanı telefon etmiş ki! Emniyet Müdürü açıklamış ki! Taraftar isyan etmiş ki!

Ne bu?

Habercilik mi? Yazarlık mı? Yöneticilik mi? Sporculuk mu? Taraftarlık mı?

Ne bu?  Kısaca yapılan; gene kaos yaratmak. Gidip aynaya bakıp gülmek!

Mali Kriz nasıl etkili olur?

Bir başka gözle ise olan şu? MALİ KRİZ! Ülkenin ekonomik erozyonu!

 Öyle bir erozyon ki; önünde dağlar dayanmaz. Tüm fabrikaları satılmış, tüm gizli odalarına girilmiş, tüm bankaları rizikolanmış bir ülkenin teknik adamlarına ödenecek paraları bulunur da, futbolcularına ödenecek para bulunamaz. Bulunamaz. Böyle büyük paraları ödemek, zor işler. Bir kişiye milyon dolarlar. Bu para stada çekilen taraftardan çıkarılacak seviyede para değil. Çünkü; bu yolla ülkenin kanı emiliyor. Yurt dışına çıkan paralara bakınca dudaklar uçukluyor.  Başka neler dönüyor, en iyi yöneticiler bilir. Çünkü; futbolcu üzerinden ya da buna benzer para akışlarını sağlamak, söylenip yazılanlara göre, başka bir iş. Bu işi, uluslar arası bir çete yapabilir. Bu çetenin diğer adı EMPERYALİZM’dir. Ülkenin milli değerleri olan tüm mali ve psikolojik yatırımlarını elinden böyle alır. Biz de, baka kalırız.

Ata sözü işte; hazıra dağlar dayanmaz.

Sonra ne olur? Sonra o dedi, bu dedi kalır. İşe başlarken söylenen, cicim ayı sözleri geçilir. Saygı atlanır. Kırıcılık geriye kalır. Çünkü, büyük tekeller böyle emretmiştir.

Ha birde, başarılı olmaya başlayan bir ekip, içten içe sökülür, böyle dağıtılır. Bu, ülke ekonomisinin dağıtılmasından farklı değildir. Hem; kendi çocuklarını yok say ve onları takım dışına at. Hem; teknik direktörlük bilgisi yeterli olmasa da; samimiyetle çalışan, gecesini gündüzüne katan, ailesinden bile fedakarlık yapan ve başarılı olan bir teknik direktör var. Elinde ve hazır. Üstelik kaç aydır para istememiş. (ancak, ayrılırken tüm gelecek aylara ait alacaklarını almış) Ayrıca; çeşitli transfer yasakları ile kurulan bir takımı üst sıralara taşıyan bir teknik adamı gönder. Sonra KAOS.

İşte böyle sökülür dağıtılır bir takım. Gelen teknik takımı tanıyana kadar, geçmiş olsun, sezon biter. 

Karar yönetimin değil mi? Yönetim ne diyor? Başkan, ne düzeyde sorumludur? Teknik adamı gönderme tek başına Başkanın kararı mı? Ki; öyle görünüyor. Parayı veren düdüğü çalar. Vermişler parasını göndermişler. Fakat; akıllı bir açıklama yok. Niye öyle dedi? Niye bunu yaptı? O son söylediği neydi öyle! Başkan için söylenir mi o sözler! Gibi, gibi sözler. Bunlar, küçük yemler. Kırıntı. 

Sonuç: Takımlarımızın hali.

Sonuçta; kocaman mali bir yapı yönetiliyor. Dünya devleri arasındasınız. Sizin tüm takımınızın toplam parasına; tek futbolcu alan dünya devi takımlarla maç yapıyorsunuz. Gerçi, bizim hiç bir takımımız, Edirne’den öteye geçemiyor ya! Takım taraftarlarının bu mali yanı görmeleri beklenemez. Taraftar karakteri farklıdır, eğlenir, bağırır-çağırır, kazanırsa da gönül rahatlığı ile evine döner. Ancak iliginçtir ki; takımı için MİTİNG yapmış bir taraftardır. Ülke elden giderken de yapacak bir sorumlulukta görünmektedir. Yani; Trabzon taraftarı biraz daha farklıdır. Hatta; başkandır, teknik adamdır, amigodur, seyircidir, yazardır, yorumcudur! Her şey olmak zordur elbette.

Bu tabloya bakınca, görüyoruz ki; ülkelerin aynı sistem içinde tutulması ve yönetilmesi gerekir. Buna 3F deniyor. FADO, FUTBOL, FİESTA. 

3F‘ye uymazsan kulüpte gider, başlar da!

trabzonspor-ilktakim

Trabzonspor-1967-68

 

SakirSaglam

T-Haber internet gazetesidir. Habercimiz SakirSaglam (IFJ) ve TGS üyesidir.